Reklam İletişiminde Kullanılan İşaretlerin Tarihsel Gelişimi ve Kullanım Alanları

İşaretler bilgilerin gösterimi ve iletimi amacı ile kullanılır. İlk çağlardan beri insanlar bir takım istek ve emirlerinin başkaları tarafından kabul edilmesini çıkardıkları bir takım seslerle ve yüz hareketleri ile sağlamışlardır. Haberleşme ihtiyacını önceleri değişik yüz ifadeleri (jest) ve çıkardıkları seslerle gideren insanlar daha sonraları bir takım işaretleri mağara duvarlarına ve kütüklere kazımak suretiyle karşılamışlardır.

İlk kullanıldıkları andan itibaren işaretler başkaları tarafından bir anlam taşımak amacı ile oluşturulmuşlardır. Bu nedenle bir işaretten söz edilebilmesi için bir gösterge şu özelliklere sahip olmalıdır:

  • İşaret belli bir nesne, şahıs veya olgu ile igili olmalı ve aynı zamanda belirli bir şekle sahip olmalıdır. Örneğin, bir şeklin üçgen veya daire gibi bir şekle veya belirli sesleri ifade eden (a-ğ-a-ç gibi) bir dizine sahip olması gerekir.
  • Bu şekil veya ses dizininin bir grup insan tarafından aynı nesne veya olguyu tanımlamak amacı ile saptanmış olması gerekir.
  • Belirli bir işaret “iletinin alıcısı” üzerinde belirli bir etki yaratmalıdır. Yani, iletinin alıcısı o işareti anlamalı ve o işarete gerekli tepkiyi gösterebilmelidir.

Yeryüzünde konuşulan tüm diller, insanların birbirleri ile anlaşmaları amacıyla ortaya çıkmış olup belirli işaretlerin bir araya gelmesi ile oluşmuşlardır. İlk insana ilişkin kalıntılarla karşılaştırıldığında yazı amaçlı işaretlerin ilk kez kullanılması nispeten daha geç ortaya çıkmıştır.

Yazının ilk öncüsü olarak tarih öncesi göçerler (Nomadlar) tarafından yapılan kaya resimleri (petroglifler), soyut kısa işaretler ve kütüklere kazılmış işaretler (piktogramlar) sayılabilir.

50.000 yıl öncesine ait olduğu bilinen kemik parçaları üzerine kazınmış nokta ve çentiklerden oluşan işaretlerin muhtemelen bazı şeyleri hatırlama amacına yönelik olduğu sanılmaktadır.

Buzul çağı sonrasına ait kaya duvarlara işlenmiş stilize edilmiş hayvan resimlerinin ise sihir ve mistik amaç taşıdığı sanılmaktadır.

M. Ö 9000 yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen ve insana benzeyen sihirli işaretlerin anlamı ise bugüne kadar kesin şekilde anlaşılamamıştır.

Buna karşın güneş çemberinin ise güneş ve yaşam gücünü simgeleyen tapınma işlevi vardır.

Tapınma amaçlı simgesel işaretlerin yanı sıra, ilk çağlardan beri işaretler pratik amaçlarla da kullanılmıştır. Bu bağlamda işaretler markalama ve hatırlama amacı ile de kullanılmıştır. M. Ö 8-11. yy ait Yunanistan’da yapılan kazılarda bulunmuş olan keramiklerde ise, bu keramikleri yapan sanatçıların özel işaretlerine rastlanmıştır.

M. Ö 800’lü yıllarda Akdeniz Havzası’nda ticaretin artması ile  işaretlerin kimlik belirleyici (identifikasyon) olarak kullanımı artmıştır. Örneğin, bu dönemlere ait çok sayıda eserde, o eseri yapan kuyumcu, vazocu veya taş ustasının işaretine rastlanmaktadır. Bu işaretleri günümüzde kullanılmakta olan tescilli markaların öncüsü olarak nitelendirmek mümkündür.

Kap-kacak markalarına Roma dönemi kaplarda ve keramiklerde de rastlanmıştır. 18. yüzyılda “Meissen porselen Manufaktur”u  (atölyesi) tarafından üretilen keramiklerde de bu atölyenin simgesi olan ünlü “çift çapraz kılıç” kullanılmıştır. Delft’te bulunan çok sayıda fayans fabrikası tarafından kullanılan markalar görülmektedir.

Aynı şekilde özellikle mezar taşı oymacıları da eserlerinde kendi markalarını kazımışlardır. Bu gelenek Roma ve Pompeji’de olduğu gibi Filistin’de de yaygın şekilde sürdürülmüştür.

Ortaçağ’dan kalma mezar taşlarında görülen markalar giderek daha belirgin karmaşık şekiller haline dönüşmüştür.

Çömlekçi ve mezar taşı oymalarında olduğu gibi 13. Yüzyıldan kalma kağıt üreticileri tarafından üretilen kağıtlarda kullanılan su işaretleri de malzemenin içine o denli sabit şekilde işlenmiştir ki, bunları kağıttan çıkarmak mümkün değildir.

Ürettikleri kağıtlara kendi markalarını çıkartmak amacıyla kağıt üreticileri telden şekillendirilmiş markalarını kağıt hamurunun serildiği eleklerin dibine yerleştirmek suretiyle, ürettikleri kağıtlara kendi markalarını çıkartmayı başarmışlardır. Su işaretinin bulunduğu yerde kağıdın kalınlığı azaltılarak (inceltilerek) su işaretinin transparan şekilde görülmesi sağlanmıştır.

14. yüzyıldan itibaren de çok sayıda esnaf ve sanatkar faaliyetlerini “lonca”lar içinde yürütmüştür. Bu dönemde üreticiler tarafından kullanılan marka işaretlerinde önemli artış olmuştur. Kullanılan marka işaretlerinin amacı, bir yandan o ürünün kim tarafından üretildiğini göstererek ürünün taklit edilmesini ve haksız şekilde piyasaya başka üreticilerin girmesini önlemek, diğer taraftan da ürünün belirli ölçülere, kaliteye ve kullanıma uygunluğunu garanti altına almak olmuştur.

Reklam iletişiminde ticari marka, piktogram ve benzeri işaretlerin işlevi ise, mal ve hizmetlerin sunumunda işletmenin itibarını (prestijini) korumak ve ürünün kalitesini müşterilere yansıtmaktır.

Bir marka işareti ise, verilmek istenen bir düşünce veya bilginin basit bir gösterimi olduğu için çoğu kez uluslar arası nitelik taşır. Bu nedenle bir markanın herhangi bir dile dönüştürülmesi gerekli değildir. Zira markalar resim (şekil) olarak algılanır.

Gündelik yaşamda elektronik aletlerin gösterge tablolarında, açıp kapama kumandalarında, giysilerimizin kullanım kılavuzunda, yol tabelalarında, bina içi yönlendirmelerde kullanımı yaşamı kolaylaştırmaktadır.

İşaretlerin iletişim hızı yazıya göre daha etkindir. Günümüzde işaretler bizi yönlendiren, bilgilendiren işlevi ile yaşamımıza kolaylık getirmektedir. Kolay algılanabilirliği ve akılda kalıcılığı ile kültürler arası iletişimi kolayca sağlayarak evrensel bir dil oluştururlar.

 

You can leave a response, or trackback from your own site.

5 Responses to “Reklam İletişiminde Kullanılan İşaretlerin Tarihsel Gelişimi ve Kullanım Alanları”

  1. Zülfikar dedi ki:

    Evet bu işaretler sayesinde şu anda bu yazıyı yazabiliyoruz. Atalarımız insanlık birbirine birşeyler anlatmaya çalıştığında şekillerle birbirine anlatmayı tercih etmiş ve yazı ortaya çıkmıştır. Markada bu sayede doğmuştur takliti engellemek amacıyla kendi şekillerini çizerek insanlara anlatılmıştır.

  2. Süreyya dedi ki:

    Önemli olan nokta bence işaret dillerinin evrensel olmasıdır. Ve izleyen kişinin dili ve kültürü olmaksızın hemen hemen aynı etkileri onda bırakabiliyor olmasıdır. Tasarım açısından güzel gözüken ve işaretli doğru kullanılmış projeler şüphesiz hedef kitle üzerine olumlu bir etki bırakır. Ancak işaretlerin dilinden ve barındırdığı anlamlardan emin olmamı gerekir. Çok az olsada içerisinde biraz risk bulundurduğunu söyleyebilirim.

  3. Neşet dedi ki:

    Evet semboller evrensel her devirde herkese aynı şeyi anlatabiliyor.Daha çok büyük firmaların kullandığı yöntem bu. Birde trafik levhalarında ve işaretlerinde kullanılıyor. Çünkü karayolu her ulusa açık herkes kullanabiliyor.Reklamlarda öyle olmalı bence.Herkes izleyebiliyor reklamları bu yüzden işaret dili kullanmak çok mantıklı.

  4. Hüseyin dedi ki:

    isaretlerin-tarihsel-gelisimi-ve-kullanim-alanlari.html
    Sitede işaretlerin anlamları ile ilgili bir yazı daha okumuştum.İlk olarak o yazıyı okumanızı tavsiye ederim.Ardından bu yazıyı okumanız size tarihi ve kullanım alanlarında buradakinin dışında farklı bir düşünce kazandırabilir.İyi bir çalışma ve hayal gücünüzü katarak yeni işaretler üretmek mümkün olabilir.

  5. Engin dedi ki:

    Bu tür bir yazı bir yerde daha okumuştum ama baştan sağma bir yazıydı gerçekten yazı çok harika ve açıklayıcı olmuş bu konu da gerçekten profesyonel anlatımlar yapıyorsunuz. Reklam da etkileşimi nasıldır bilmiyorum ama gerçekten iyi bir anlatım teşekkürler.

Leave a Reply

Powered by WordPress